Hoşgeldin Don Kişot!

 

Almanya’daki mizah dünyası yeni bir dergiye merhaba dedi. Haziran ayında ikinci sayısı yayınlanan Almanca-Türkçe aylık mizah dergisi “Don Quichotte”un Yayın Kurulu’ndan Hayati Boyacıoğlu, dergi ve amaçları hakkında sorularımızı yanıtladı.

Tonguç Karahan 21.06.2004 Avrupa Evrensel

 

Neden Don Kişot?

 

Bizim dilimizde, “Don Kişotluk yapma”, “Bu zaten bir Don Kişotluk” diye kullanılan deyimler vardır. Don Kişot, yel değirmenlerine karşı savaşır. Yine biz de bir laf vardır; “Olmayacak duaya amin denmez” diye. Don Kişot, olmayacak duaya amin der, yılmadan mücadele eder... Kitabın az okunduğu, ciddi, eleştirel gazetelerin fazla satmadığı günümüzde, düşündüren, eleştiren bir mizah çıkarılmasını da bir tür “Don Kişotluk” sayabiliriz. Bazıları “Ben ne Türküm, ne Almanım” diyor, biz de biraz İspanyoluz! Kısaca söylersek, değişik kültür ve toplumlardan oluşan bir mizah dünyası yaratmayı amaçlıyoruz.

 

Don Kişot nasıl bir mizah anlayışına  sahip?

 

Karikatürde üç önemli öge var: Biri mizah; yöneticilere, yel değirmenlerine kafa tutan, eleştirip, sorgulayan, onları afallatan, “Kral Çıplak” diyen ve mücadele içeren bir öge, ki bizim dergi olarak da yapmaya çalıştığımız tür budur. Tabii bir başka mizah türü de var, her şeyle dalga geçen, adam yere düşünce de poposunu açınca da gülen, sırf güldürüye dayalı mizah. İşin bir de, insanları düşünmeye zorlayan ve dergilerden çok sergilerde vb. rastlayabileceğiniz grafik boyutu var ki, yıllar sonra da kalıcılığını koruyan eserlerdir bunlar. Biz işte birinci ile üçüncü tür karikatürler arasında gidip geliyoruz. “ucuz komedi” boyutuna rağbet etmiyoruz.

Derginin hazırlık süreci nasıl oldu?

“Don Kişot” bir dünya göçmen dergisi ve burada çizen karikatürcülerle internetle iletişim kuruyoruz. Farklı ülke ve kentlerde yaşayan karikatüristlerin buluştuğu “Don Kişot”un hazırlığı internet sayesinde epey kolay oldu. Çizerler olarak internet aracılığıyla zaten bir iletişim içindeydik. Nasreddin Hoca hesabı, “Neden helva yapmayalım” dedik ve dergi ortaya çıktı.

 

Almanya’daki mizah dergiciliği bugün hangi noktada bulunuyor?

 

Almanya’nın çok köklü bir mizah geçmişi var. Örneğin, 1933-45 arasında Hitler faşizmine karşı mücadelede mizahın ve karikatürcülerin önemli bir yeri var. Toplumun çok karanlık dönemlerinde çok aydınlık çizgiler ortaya çıkmış. Yakın tarihe bakacak olursak “Pardon” adlı dergiden sonra, bugün iki önemli mizah dergisi bulunuyor; biri “Titanik”, diğeri de Doğu Alman kökenli “Eulenspiegel”. “Eulenspiegel” dergisi 200 bin satıyor, inanılmaz bir rakam bu. DDR döneminde 500 bin satarmış.

 

Peki Almanya’daki göçmenlerin mizahtaki yeri ne oldu bugüne kadar?

 

Pek fazla bir yer tuttuğunu söyleyemem. Göçmenler, genellikle belli klişelerle yansımış mizah dergilerine; dönerci vb. Alman mizah dergilerinde çizer olarak çalışan göçmenlere de rastlayamıyoruz. Onlar mı başvurmamışlar, yoksa daha çok çalışıp para kazanmayla ilgilenen bizim insanlarımız mı bu alana yönelmemişler belli değil, ama sonuçta olmamış.

Son beş  yılda göçmenlerin çıkardığı mizah dergileri arasında “Gülü Gülü”, “Hallo” gibi dergileri sayabiliriz. Ayrıca çeşitli gazetelerde çizenler olmuş.

Ulm çevresindeki girişimler dikkat çekiyor. Yine en son Hollanda’da altı ay önce bir mizah dergisi girişimi oldu. Geriye dönüp baktığımızda fazla uzun ömürlü olmadıklarını görüyoruz, umarım bizim girişimimiz kalıcı olur. Tabii güç bir yol, bir süreç, eninde sonunda bu yolda bir şeyler ortaya çıkacak.

 

Don Kişot okur ve çizerler tarafından nasıl karşılandı?

 

Henüz iki sayı çıktı. Gösterilen ilgi oldukça iyi. İnternet sitemize yüzlerce mesaj geldi. Ama bu konuda bir şey söylemek için erken. Okur ve çizerler açısından ilgi odağı olup olmadığı ancak 15-20 sayı sonra belli olur.

 

 


10.08.04 von HB                                   ZURÜCK  (-------((